Çalışma olmadığında,
zamanın boşa aktığı hissi ortaya çıkabilir.
Gün boş değildir ama anlamı bulanıklaşır.
Yapılan bir iş yoksa, günün kendisi de sanki eksik kalmış gibidir.
Bu deneyim çoğu zaman şu cümleyle ifade edilir:
“Çalışmadığımda kendimi değersiz hissediyorum.”
Bu his tembellik ya da isteksizlikten değil;
değer ile üretkenlik arasına kurulan güçlü bağdan beslenir.
Değer Neye Bağlanır?
Modern yaşamda değer çoğu zaman görünür sonuçlarla ölçülür.
Yapılan iş, üretilen çıktı, harcanan emek somutlaştıkça anlam kazanır.
Bu çerçevede:
- çalışmak = katkı sağlamak,
- katkı = değer,
- durmak = boşluk olarak algılanır.
Oysa durmak, psikolojik olarak boşluk değil;
ölçülemeyen bir zaman dilimidir.
Sorun çalışmamak değil;
değerin yalnızca çalışmayla tanımlanmasıdır.
Çalışma Kimliği Nasıl Kurar?
İş, yalnızca geçim aracı değildir.
Günlük yapı, sosyal temas ve kendini tanıtma biçimi sunar.
“Ne yapıyorsun?” sorusu,
çoğu zaman “Kimsin?” sorusunun yerine geçer.
Bu nedenle çalışılmadığında:
- sosyal anlatı kesintiye uğrar,
- kişinin kendini tanımladığı zemin daralır,
- benlik geçici olarak askıda kalır.
Değersizlik hissi, çoğu zaman bu askıda kalma hâlinden doğar.
Bilim Ne Diyor?
Öz-değer ve üretkenlik ilişkisini inceleyen araştırmalar, bireyin değer algısının büyük ölçüde içselleştirilmiş performans ölçütleriyle şekillendiğini gösteriyor.
Özellikle koşullu öz-değer üzerine yapılan çalışmalar, kişinin kendini ancak belirli şartlar sağlandığında değerli hissettiğini ortaya koyuyor. Çalışma, bu şartların en görünür olanlarından biri.
Self-determination theory, bireyin değer hissinin yalnızca üretimle değil; özerklik, yeterlik ve aidiyet duygularıyla da ilişkili olduğunu vurgular. Ancak kültürel bağlam, bu üçlüden üretkenliği öne çıkararak diğerlerini geri planda bırakabilir.
Ayrıca unemployment ve kimlik üzerine yapılan çalışmalar, çalışmama hâlinin kendisinden çok, bu hâle yüklenen anlamın değersizlik hissini tetiklediğini gösteriyor. Yani sorun zamanın boşluğu değil; boşluğun yorumlanma biçimi.
Bu His Neden Bu Kadar Güçlü?
Çünkü değer algısı yalnızca içsel değil;
öğrenilmiş ve tekrar edilmiştir.
Uzun süre boyunca:
- çalışanın takdir edildiği,
- duranın sorgulandığı,
- boşluğun açıklama gerektirdiği bir düzen içinde yaşanır.
Bu düzen, çalışmadığında ortaya çıkan sessizliği
otomatik olarak değersizlikle doldurur.
Gündelik Hayata Dair Bir Çerçeve
Çalışmadığın anlar,
değerinin kaybolduğu anlar değildir.
Ama zihnin, bu boşluğu tanıyacak bir dil öğrenmemiş olabilir.
Değeri yeniden tanımlamak,
çalışmayı küçümsemek değil;
onu tek ölçüt olmaktan çıkarmaktır.
Burada Durup Düşünmek Mümkün
Eğer çalışmadığında kendini değersiz hissediyorsan,
bu senin yetersiz olduğunu değil;
değerle ilgili anlatının tek kanallı olduğunu gösterebilir.
Her değer görünür değildir.
Her anlam üretimle ölçülmez.
Ve bazen durmak,
değersizlik değil;
başka bir şeyin henüz adlandırılmamış hâlidir.


Yorum bırakın