Kendimi İşimle Tanımlamadan Durabilir miyim?

Bir sohbet sırasında işinden bahsetmediğinde,
ya da biri “Ne iş yapıyorsun?” diye sorduğunda kısa bir cevap verip durduğunda
içeride beliren o hafif huzursuzluk tanıdık olabilir.

Sanki eksik bir şey söylemişsin gibi.
Sanki kendini yeterince anlatmamışsın gibi.

Çünkü modern yaşamda iş, yalnızca yapılan bir faaliyet değil;
çoğu zaman kimliğin yerine geçen bir anlatı haline gelir.
Bu da şu soruyu beraberinde getirir:
Kendimi işimle tanımlamadan durabilir miyim?

Bu soru, işi sevmek ya da sevmemekle ilgili değildir.
Daha çok, benliğin nerede başlayıp nerede bittiğine dair bir arayıştır.


İş Kimliğe Nasıl Yerleşir?

İş, düzenlidir.
Zamanı, rolü, sınırları ve dili vardır.
Bu netlik, zihne güvenli bir çerçeve sunar.

Kişi zamanla kendini şöyle tanımlamaya başlar:

  • Ne yaptığıyla
  • Ne kadar üretken olduğuyla
  • Ne kadar işe yaradığıyla

Bu tanımlar başlangıçta yön vericidir.
Ancak iş, benliğin tek referans noktası haline geldiğinde,
kimlik giderek daralır.

Artık “Ben kimim?” sorusu,
“Ben ne iş yapıyorum?” sorusuna indirgenir.


İş Olmadan Kalmak Neden Zor Gelir?

İşle tanımlanmak çoğu zaman bir tercih değil,
yavaş ve fark edilmeden gerçekleşen bir alışkanlıktır.

Çünkü iş:

  • dış dünyada kolay anlaşılır,
  • sosyal olarak onaylanır,
  • süreklilik hissi verir.

İş tanımı geri çekildiğinde, geriye daha belirsiz bir alan kalır.
Bu alan, çoğu kişi için huzurdan çok boşluk hissi yaratır.

Bu yüzden işten bağımsız kalmak, tembellik ya da amaçsızlık gibi algılanabilir.
Oysa çoğu zaman bu his, kimliğin henüz genişleyememiş olmasından kaynaklanır.


İş Kimliği Olmadan Kim Kalır?

İş geri çekildiğinde ortaya çıkan soru şudur:
“Bunlar olmadan ben neye dayanıyorum?”

Bu noktada kişi şunlarla yüzleşebilir:

  • değerleriyle,
  • ilişkileriyle,
  • meraklarıyla,
  • duygusal tepkileriyle.

Bu alanlar iş kadar net değildir.
Tanımı zordur, ölçülmez, CV’ye yazılmaz.
Ama benliğin asıl ağırlığı çoğu zaman burada taşınır.

İş, kimliği düzenler.
Ama kimliği oluşturmaz.


Bilim Ne Diyor?

Kimlik gelişimi üzerine yapılan çalışmalar, bireyin kendini yalnızca tek bir rolle tanımlamasının psikolojik kırılganlığı artırdığını gösteriyor. Özellikle rol kaybı yaşandığında — iş değişimi, işsizlik, emeklilik gibi — kimliğin sarsılması bu tekil tanıma bağlı oluyor.

Self-complexity (benlik karmaşıklığı) kuramına göre, bireyin kimliği ne kadar çok alana yayılmışsa, tek bir alandaki tehditten o kadar az etkileniyor. Yani kişi kendini yalnızca işiyle tanımladığında, işteki her değişim doğrudan benliğe temas ediyor.

Araştırmalar, iş dışı kimlik alanları (ilişkiler, ilgi alanları, değerler) güçlü olan bireylerin hem iş stresini daha iyi düzenlediğini hem de yaşam doyumunun daha dengeli olduğunu gösteriyor. İş kimliği önemli; ama tek başına yeterli değil.


İşten Bağımsız Olmak Ne Demek Değil?

Bu, işi küçümsemek değildir.
Sorumluluktan kaçmak değildir.
Üretimi reddetmek değildir.

İşten bağımsız bir kimlik,
işi hayatın merkezinden alıp hayatın bir parçası haline getirmektir.

İş vardır.
Ama benlik yalnızca orada değildir.


Gündelik Hayata Dair Bir Çerçeve

Kendini işinle tanımlamadan durabilmek,
işten vazgeçmek değil;
işin taşıyamayacağı yükü ondan almaktır.

İş seni anlatır.
Ama seni tamamlamak zorunda değildir.

Bazı insanlar işte parlar,
bazıları ilişkilerde,
bazıları düşünürken,
bazıları sessizlikte.

Hiçbiri diğerinden daha eksik değildir.


Burada Durup Düşünmek Mümkün

Eğer iş bir gün elinden alınsaydı,
senden geriye ne kalırdı?

Bu soru korkutucu geliyorsa,
sorun işte olmayabilir.

Belki de benliğin,
tek bir alana fazla yaslanmıştır.

Ve belki de şimdi yapılması gereken şey,
işi bırakmak değil;
kendine başka dayanaklar eklemektir.

Yorum bırakın

HAKKIMDA

İnsanı anlamaya, iş yaşamındaki davranışlara ve dönüşüme odaklanan bir psikoloğum. Burada; çalışma hayatı, bireysel farkındalık ve insanın gündelik deneyimleri üzerine yazılar paylaşıyorum.