Gün boyunca zihin genellikle yapılacaklara eşlik eder.
Dikkat dağılır, toparlanır; düşünceler bir işe tutunur.
Ama akşam olduğunda, ortam sakinleştiğinde,
zihnin sesi belirginleşir.
Düşünceler artar, iç konuşmalar hızlanır,
gün içinde fark edilmeyen şeyler üst üste gelir.
Bu deneyim çoğu zaman şu soruyla ifade edilir:
“Akşamları neden zihnim daha gürültülü?”
Gündelik dilde bu durum çoğu zaman aşırı düşünmek ya da kaygılanmak olarak adlandırılır. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, akşam zihinsel gürültü çoğu zaman yeni başlayan bir süreçten değil; gün boyu ertelenmiş olanın ortaya çıkmasından beslenir.
Gün İçinde Zihin Ne Yapar?
Gün boyunca zihin büyük ölçüde işlevsel modda çalışır.
Dikkat, yapılması gerekenlere yönelir; içsel hareketler arka planda kalır.
Bu modda:
- düşünceler görevle sınırlanır,
- duygular ikinci plana atılır,
- içsel diyaloglar bastırılmasa bile ertelenir.
Zihin gün içinde susmaz; sadece başka bir şeye odaklanır.
Akşam olduğunda, bu odak çözülür.
Gürültü Nereden Gelir?
Akşam saatlerinde dış uyaranlar azaldığında,
zihnin yöneldiği yer değişir.
Bu gürültü çoğunlukla şunlardan oluşur:
- gün içinde tamamlanmamış düşünceler,
- ertelenmiş kararlar,
- ifade edilmemiş duygular,
- geçmiş ve gelecek arasında gidip gelen iç konuşmalar.
Zihin bu anda yeni bir şey üretmez;
gün boyu taşınanı görünür kılar.
Ortaya çıkan his genellikle şudur:
“Gün bitti ama zihnim hâlâ çalışıyor.”
Bu Gürültü Kaygı mı?
Akşam zihinsel yoğunluk çoğu zaman kaygıyla karıştırılır.
Oysa her gürültü kaygı değildir.
Buradaki süreç çoğunlukla:
- düzenlenmemiş deneyimlerin,
- adlandırılmamış duyguların,
- kapatılmamış zihinsel döngülerin
kendine alan bulmasıdır.
Araştırmalar, dikkat dış uyaranlardan çekildiğinde içsel içeriğin otomatik olarak yükseldiğini gösteriyor. Yani zihnin akşamları daha gürültülü olması, her zaman bir sorun değil; daha önce duyulamayanın duyulmasıdır.
Zihinsel Gürültü Bedende Nasıl Hissedilir?
Zihin hızlandığında beden de buna eşlik eder.
Akşam saatlerinde şu deneyimler sık görülür:
- huzursuzluk,
- uykuya geçişte zorlanma,
- bedende gerginlik,
- yorgunluğa rağmen zihinsel tetikte olma hali.
Bu bedensel tepkiler, zihnin hâlâ günün içinde kaldığını düşündürür.
Zihinsel kapanma henüz gerçekleşmemiştir.
Bilim Ne Diyor?
Zihinsel dolaşma (mind-wandering) üzerine yapılan çalışmalar, dış uyaranlar azaldığında zihnin otomatik olarak içsel içeriğe yöneldiğini gösteriyor.
Smallwood ve Schooler’ın çalışmaları, bu sürecin patolojik değil; beynin varsayılan çalışma modu olduğunu ortaya koyar. Gün içinde bastırılmayan ama ertelenen düşünceler, sessizlikle birlikte daha erişilebilir hale gelir.
Akşam zihinsel gürültü, yeni bir üretim değil; gün boyu işlenememiş olanın görünür hale gelmesidir.
Araştırmalardan Çıkanlar
- Zihin gün içinde susmaz, erteler
- Akşam sessizliği içeriği görünür kılar
- Gürültü çoğu zaman düzenlenmemiş deneyimlerden oluşur
- Zihinsel kapanma, zamana değil geçişe bağlıdır
Gündelik Hayata Dair Bir Çerçeve
Akşamları zihnin gürültülü olması, günün yanlış geçtiği anlamına gelmez.
Bu çoğu zaman zihnin günle kurduğu ilişkiyi gösterir.
Zihni susturmaya çalışmak yerine,
neden şimdi konuştuğunu fark etmek daha işlevsel olabilir.
Her düşünce çözülmek zorunda değildir.
Bazıları, yalnızca fark edilmek ister.
Burada Durup Düşünmek Mümkün
Akşam gürültüsü, çoğu zaman bir problem değil;
gün içinde yer bulamayanın sesi olabilir.
Ve bazen zihnin anlattığı tek şey şudur:
Gün boyunca bana yer kalmadı.


Yorum bırakın