Bir Şeyler Yanlış Ama Tarif Edemiyorum

Bazen ortada belirgin bir sorun yoktur.
Her şey yerli yerindedir; işler yürür, ilişkiler sürer, günler akar.
Ama içerde bir yerde, adı konulamayan bir huzursuzluk vardır.
Ne tam bir mutsuzluk, ne de net bir kaygı…
Sadece silik ama ısrarcı bir his.

Bu noktada çoğu kişi şu cümleyi kurar:
“Bir şeyler yanlış ama tarif edemiyorum.”

Gündelik dilde sıkça kullanılan bu ifade, çoğu zaman zihinsel bir belirsizliği değil; duygusal bir çözülmemişliği anlatır. Çünkü her “yanlışlık” hissi, somut bir probleme karşılık gelmez. Bazı durumlarda his vardır, ama henüz anlamı yoktur.

Psikoloji açısından bakıldığında bu deneyim, duygunun hissedildiği ancak zihinsel olarak yapılandırılamadığı bir sürece işaret eder.


Bu His Nereden Gelir?

Bir duygunun fark edilmesi, onun hemen anlaşılacağı anlamına gelmez.
Zihin, yaşanan her içsel hareketi anında kategorize edemez.

Özellikle şu koşullarda bu belirsizlik daha sık görülür:

  • Uzun süredir devam eden stres,
  • Bastırılmamış ama ertelenmiş duygular,
  • Hızlı karar alma ve sürekli işlevsel kalma zorunluluğu,
  • Kendine dönmek için yeterli zihinsel alanın olmaması.

Bu durumlarda kişi bir şeylerin “yolunda olmadığını” hisseder; ancak bu hissi belirli bir duyguya, düşünceye ya da olaya bağlayamaz. Çünkü deneyim henüz zihinsel haritaya eklenmemiştir.

Ortaya çıkan içsel cümle genellikle şudur:
“Bir şey var ama ne olduğunu bilmiyorum.”


Duygu Var, Anlam Yok

Bu deneyim çoğu zaman duygusuzlukla karıştırılır. Oysa burada bir duygu eksikliği değil, anlam eksikliği vardır.

Kişi hisseder:

  • bedensel bir sıkışma,
  • huzursuzluk,
  • motivasyon düşüklüğü,
  • içsel bir gerginlik.

Ancak bu hisler net bir duygu adıyla eşleşmez.
Ne üzüntü denebilir, ne öfke, ne de korku.

Araştırmalar, bu tür durumlarda kişinin duygusal içeriği değil; duygusal ayrımlaştırma becerisini kaybettiğini gösteriyor. Yani sorun hissetmemekte değil, hissedileni ayırt edememektedir.

Bu nedenle “bir şeyler yanlış” hissi, çoğu zaman tanımlanamamış bir duygunun varlığına işaret eder.


Bastırma mı, Belirsizlik mi?

Bu noktada önemli bir ayrım yapmak gerekir.

Bastırma, kişinin hissettiği duyguyu bilinçli olarak görmezden gelmesidir.
Belirsizlik ise, hissin fark edilmesine rağmen anlamlandırılamamasıdır.

“Tarif edemiyorum” ifadesi genellikle ikinci duruma aittir.

DergiPark’ta yayımlanan çalışmalar, duygusal farkındalığı düşük bireylerin duyguları bastırmaktan çok; onları doğru kategorilere ayıramadığını ortaya koyuyor. Bu kişiler bedensel sinyalleri fark ederken, bu sinyallerin neye karşılık geldiğini belirlemekte zorlanıyor.

Yani ortada yok sayılan bir duygu değil;
henüz dile gelmemiş bir deneyim vardır.


Belirsiz Hisler Bedende Nasıl Yer Eder?

Duygu zihinsel olarak yapılandırılamadığında, beden bu yükü taşımaya devam eder.
Nörobilimsel çalışmalar, adlandırılmayan duyguların sinir sistemi üzerinde “tamamlanmamış döngüler” yarattığını gösteriyor.

Bu durum şu şekillerde kendini gösterebilir:

  • nedeni açıklanamayan huzursuzluk,
  • sürekli tetikte olma hali,
  • belirli dönemlerde artan iç sıkıntısı,
  • net bir sebep yokken ortaya çıkan rahatsızlık hissi.

Buradaki kritik nokta şudur:
His, çözülmediği için değil; tanınmadığı için devam eder.


Bilim Ne Söylüyor?

Duyguların adlandırılması üzerine yapılan güncel araştırmalar, bu sürecin duygu düzenlemenin temel adımı olduğunu vurguluyor. Preece ve arkadaşlarının (2023) çalışması, duygular isimlendirilmediğinde beynin düzenleyici mekanizmalarının yeterince aktive olmadığını gösteriyor.

Harvard Business Review’da yayımlanan benzer çalışmalar da, içsel deneyimlerini daha net ayırt edebilen bireylerin belirsizlikle daha sağlıklı başa çıktığını ortaya koyuyor. Bu becerinin sabit olmadığı; deneyimle ve farkındalıkla geliştiği özellikle belirtiliyor.


Araştırmalardan Çıkanlar

  • Her huzursuzluk somut bir soruna karşılık gelmez
  • Anlamlandırma, hissetmeden sonra gelir
  • Belirsiz duygular zamanla netleşebilir
  • Duygular yaşandıkları anda değil, sonrasında da tanınabilir

Gündelik Hayata Dair Bir Çerçeve

“Bir şeyler yanlış” hissi, hemen çözülmesi gereken bir alarm olmak zorunda değildir.
Bazı içsel sinyaller, yalnızca dikkat ister.

Her belirsizliği netleştirmek,
her hissi tanımlamak
ve her içsel hareketi anlamlandırmak mümkün olmayabilir.

Bazı deneyimler, zihnin hızına uymaz.
Bu onları yanlış ya da eksik yapmaz.


Burada Durup Düşünmek Mümkün

Tarif edemediğin her his bir problem değildir.
Bazıları, anlamını bulmak için zamana ihtiyaç duyar.

Ve bazen gerçekten olan tek şey şudur:
Henüz kelimelere dökülmemiş bir deneyim.

Yorum bırakın

HAKKIMDA

İnsanı anlamaya, iş yaşamındaki davranışlara ve dönüşüme odaklanan bir psikoloğum. Burada; çalışma hayatı, bireysel farkındalık ve insanın gündelik deneyimleri üzerine yazılar paylaşıyorum.